ARITMA TESİSLERİ NASIL ÇALIŞIYOR ?

İKİNCİ BİR MARMARA OLMAK ÜZEREYİZ !

Arıtma tesisleri toplu yaşamların olmazlarsa olmazı. İnsan nüfusu artıkça çevre kirliliğini ört bas eden ve en çok ihtiyaç duyduğumuz tesislerin başında arıtma tesisleri gelir.

Arıtma tesisleri bilimsel araştırmalarla ortaya çıkan son yılların gereksinimleri. Zamanla evsel atıklarla yoğunlaşan bu tesislerin periyodik bakımları ciddi şekilde yapılmadığında ise arıtma tesisleri görevini yapamaz ve denize veya göle deşarjı yapılan atık sular, arıtılmamış şekilde doğayı kirletmeye devam eder.

Böyle bir tesise sahip olan İskenderun arıtma tesisinin yapım yeri tamda İskenderun’un göbeğinde.

Bu tesise tüm İskenderun mahalle ve çevre mahallelerin atık suları toplanmakta ve biyolojik arıtmayla İskenderun denizine deşarjı yapılmakta. Bu yorgun tesise her yıl artan nüfus ile birlikte yüzlerce hatlar bağlanıyor. Artık bardak taşıyor ve bu tesisin gücü yetmiyor.

Her önüne gelen FEYEZAN kanalı yüzünden kokunun etrafı zora soktuğundan bahsediyor. Aslında arıtma tesislerinin yanından geçtiğinizde kokunun nereden kaynaklandığını anında çözersiniz. Alışkanlık haline getirdiğimiz feyezan kanalı günah keçisi gibi her daim öne sürülüyor.

Onbeş yıldır İskenderun körfezinde balık popülasyonu yavaşladı.

Balıkların tükenmesini sanayi tesislerinin körfeze bıraktığı sıcak suya, hayalet ağlara ve gemilerin sintine suyuna sebep arayanlar boşuna sebep aramasın. Deniz canlılarının gittikçe neslinin tükenmesinin ardında yatan tek sebep deniz suyuna karışan kimyasallardır.

300 Bin nüfusa dayanan bir şehirde her kesin evinde bulunan çamaşır ve bulaşık makinelerinin hiçbiri boş günü geçirmeden sabah akşam çalışıp duruyor.

Bu makinelerin bir ayda harcadığı deterjan tonlarca. Her deterjan günden güne yeni teknolojilerle daha güçlü formüllerle yıkama gücünü artırıyor.

Arıtma tesislerinde kullanılan teknik basit şekilde şöyle.

Çevreden toplanarak gelen atık sular çökertme havuzlarında toplanarak havuzlara çoklu noktalardan hava yani oksijen basarak, atıkları şişirip su yüzeyine çıkartması ve altta kalan arıtılmış suyu borularla denize veya göllere deşarjı sağlanmakta. Tüm arıtmaların enteresanı bu.

Arıtma tesislerine gelen dışkı gibi şeyler oksijenle yok ediliyor ama kimyasallar ve etrafa yayılan pis kokular oksijenle yok edilmiyor.

Kimyasalların gücü biraz düşse de öldürücü gücü yıllarca devam ediyor. Her günü, her ayı, her yılı düşündüğümüzde denizimize milyonlarca ton atık suyun içinde gelen kimyasallar, denizde canlı namına bir şey bırakır mı?

Araştırmacılar bu yazımı okumayacaklar mı? Okusunlar ve gerçek araştırmalarını kamuoyumuzla paylaşsınlar. Belki ben yanılmış olabilirim.

Diğer yandan etrafta yüzlerce site var.

Onların da kendi başlarına artma tesisleri var. Çevre Bakanlığına bağlı yetkililer yılda dört – beş kere bu sulardan numune alıp site yönetimine yüksek bir para karşılığı fatura karşılığı bildiriyorlar. Şayet bu fatura ödenmezse yönetime yaptırım uygulamaktan asla çekinmiyorlar.

Aynı işlemler, İskenderun arıtma tesislerinde de muhakkak yapılıyordur.

HBB kesilen fatura sanırım servet niteliğindedir. Önemli olan nedir biliyor musunuz? Ödenen faturaların gerçek şeklini öğrenmek istiyorum:

Bu faturalar kesilmeden önce tahlilleri neye göre yapıyorsunuz?

Çevre kirliliğine maruz kalan hava ve su nasıl kontrol ediliyor?

Arıtılmış suyun içinde bulunan kimyasalların büyüklüğü – küçüklüğü nedir, ne değildir?

Denizimizin kimyasallarla kirlendiği ne şekilde araştırılıyor?

Yanı başımızda izlediğimiz üniversite kurumlarının araştırmaları bilimsel şekilde ne?

Bunu öğrenmek bir vatandaş olarak hakkımız! Çevre Bakanlığımızın bu konuda gelişmiş laboratuvarlarında denize gönderilen kimyasalların yoğunluğu ne boyutta?

İşte karşımızda KOSKOCA MARMARA DENİZİ duruyor.

T.B.M.M. bu konuda hassas. MHP Hatay Milletvekilimiz Sayın Lütfi Kaşıkçı bu konuda çok titiz çalışmalar içerisinde. Sayın Vekilimizden aynı çalışmaları İskenderun için de beklemekteyiz.

Vatanımızın her bir karışı bizim yaşam alanlarımızın geçtiği vatan topraklarımızdır. Önlem alınmadığı takdirde ise bugünlerde denizde yaşayan canlılarımızı kaybediyoruz.

Beş – on sene sonra tıpkı Marmara denizinin oksijensiz ve berbat durumunun aynısını yaşayacağız! Halen “arıtma tesislerimiz güçlü ve sıhhatli çalışıyor” demeye devam edin. Çevre dernek ve kuruluşlarımızı, ayrıca üniversitemizi bilimsel şekilde göreve davet ediyorum.

Bu şimdi rengarenk gördüğümüz İSKENDERUN bir tane. Dünyada eşi ve benzeri yok !

Nuri Erdener (Nam-ı diğer, Boksör Nuri)

Paylaşın...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *